Ranger Olmak İsteyenlere....

   "Ranger leads the way" denmişti daha Ranger kursuna gitmeden önce. Baktım ranger park bekçisi demek :) tamam dedim, ben i...

 

 "Ranger leads the way" denmişti daha Ranger kursuna gitmeden önce. Baktım ranger park bekçisi demek :) tamam dedim, ben işi hallederim. Altı üstü komando kursu, bizimkinden ne kadar farklı olabilir, çanta ağır olur, koşu, yürüyüş uzun olur, biraz daha disiplin işte. Ama kazın ayağı öyle değilmiş.
     Kimse bana gitmeden demedi ki; "Yunus bunlar adamı aç bırakıyor, 30-40 kg çanta taşıtıyor, uyku uyutmuyor, 2nci bir şans vermiyor" diye. Zamanında gitmek ister misin dediler, tabi kursun TSK'da bir adı, bir namı var, Ranger kursuna gidilmez mi. Girdik ingilizce sınavına, sırt çantalı koşuymuş, yüzmeymiş yaptık, tamam dedik bu iş olur. Ama daha önce kursa giden komutanlarımızla görüşünce bu işin çok daha ciddi olduğunu, belli bir fiziki kabiliyet, ingilizce bilgisi ve askeri ön bilgi gerektirdiğini anladım. Bunların bir kısmını gitmeden önce hazırladım, çalıştım, kondisyon yapmaya çalıştım. Bir kısmını ise mecburen Amerikaya gittiğimde tecrübe etmek zorunda kaldım. Benden sonra giden arkadaşlarıma da bazı tavsiyelerde bulundum ama artık silahlı kuvvetlerde olmadığıma göre bu mecrada bilgi vermek durumundayım.
    Ranger kursu her yıl belirli aylarda veriliyor, yaz dönemi kış dönemi gibi yani. Ranger taburları bu eğitimi kendi arasında paylaşıyor. Gidilecekse kesinlikle Nisanda başlayan yaz dönemi tercih edilmeli, çünkü ben baharda gitmeme rağmen özellikle dağcılık safhasında o yağmurlardan dolayı dondum. Bu kursa her dönem 1 veya 2 kişi gidiyor Türkiye'den. Genelde Özel Kuvvetler, JÖAK gibi özel birimler tercih ediliyor, ama diğer birim ve kuvvetlerden de giden oluyor, takip edilmesinde fayda var. Kurs sistemi acımasız olduğu için mutlaka hazırlıklı gidilmeli, özellikle ingilizce ve fiziki kabiliyet konularında. Çünkü insanın dayanma sınırlarını gerçekten zorluyorlar. En son komando okulunda Ranger hazırlık kursu veriliyor diye duymuştum. Veya eğer niyetliyseniz daha önce bu kursu alan kişilerle de görüşebilirsiniz. Çünkü o havayı solumadıktan sonra, internetten okumakla, kitaptan çalışmakla bazı konuları anlayamazsınız.

İngilizce;

    Evet, kararınızı verdiniz diyelim. Dil notunuz yüksek, bulunduğunuz birlik kritik değil ve fiziki olarak yeterlisiniz. Başvuruyu yapıyorsunuz, kontenjana giriyorsunuz ve hazırlıklara başlıyorsunuz diyelim. Ben bundan sonrası hakkında bilgi vermeyi planlıyorum. İngilizce için bol bol çizgi film seyredin, alt yazılı filmler seyredin kulağınız alışsın. Gramer çok önemli değil. Çünkü bu kursta askeri terimler ve günlük konuşmalar çok geçiyor. Askeri terimler kitapları var, bu terimleri ve kısaltmalarını öğrenin. Mesela adam CAS dediğinde veya AB, ATL, CQB dediğinde ne deiğini anlamalısınız. Bu kelimeleri öğrendikten sonra Ranger Handbook var, yani bizin komando el kitabımız. Onu yutmalısınız, ama İngilizce olarak. Orada Türkçe düşünüp İngilizceye çevirecek zamanınız yok. Küçük birlik taktiklerini, pusu, taktik akın, üs bölgesi işgali gibi konuları öğrenin, bizden farlı olan noktaları da var, özellikle intikaller konularında.
    Dil konusunda yeterli olduğunuzda spora geçebiliriz. Ben kursa gittiğimde üsteğmendim ve kondisyon olarak iyi durumdaydım. Ancak ranger kondisyonu ve bizden istenenler daha farklı. Kursiyerlere tamamıyle bir savaş ortamı yaşatılmak isteniyor. Yani açlık, uykusuzluk, yorgunluk, stres altında karar verme, zorlu doğa şartları gibi. Spor testlerinde şöyle bir zorluk var; örneğin şınav veya barfiks testine giriyorsunuz. İlk testte standardı geçemezseniz 20 dk sonra tekrar teste giriyorsunuz. Yine geçemezseniz bavulunuzu topalayabilirsiniz :) Giriş testinde şınav, barfiks, mekik ve koşu testleri var. Bunları mutlaka standartlarında yapmalısınız, bel vurma, şınavda kalçayı kaldırma, mekikte sırtı yere vurup güç alma veya yerde dinlenme gibi seçenekleriniz yok. Hemen uyarıyorlar. Ben ilk gittiğimde yabancılara yardımcı olacaklarını düşünmüştüm, ama öyle olmadı. Elenenleri, bir sonraki kurs dönemini bekleyenleri gördük. Kolaylığı şöyle sağlıyorlar, bazı konuları anlattıktan sonra eğer karışık ise yabancı kursiyerleri toplayıp kısa bir özet geçiyorlar. Onun dışında bir torpil durumu yok bilesiniz.

Pre Ranger Kursu;

    Bizim avantajlarımızdan birisi pre ranger denilen hazırlık kursunu görüyoruz. Bu kursu herkes görüyor ve geçemeyenler asıl kursa katılamıyor. Kurs kısa bir kurs ve ranger kursunun rapweek denilen ilk zorlu haftasını simüle ediyor. Aynı testlere giriyorsunuz, aynı ders ve tatbikatlara girince kurs daha rahat geçiyor ve durumunuzu görüyorsunuz. Mesela ben haritacılık konusunda sıkıntılar yaşamıştım, asıl kursta bu sorunu aştım. Fort Benning teki piyade okulunda yabancılarla ilgili bir birim var. Buraya katılışı yaptıktan sonra onlar kurs öncesi sizi hazırlıyorlar. Sabah koşuları, şınav, mekikler, hangi konlara dikkat etmemiz gerektiği ve packing list denilen çanta muhteviyatlarının hazırlanması. Çünkü çanta içeriği her safha başında kontrol ediliyor, daha azı veya fazlasını kursa götüremiyorsunuz. Yani giyecek ve yiyecek konusunda her istediğimi götürürüm, giyerim veya yerim diyemiyorsunuz. Hazırlık safhasında eksikleri px denilen amerikan pazarlarından tamamlıyorsunuz, fiziki olarak güçleniyorsunuz. Bu dönemde bol bol ingilizce çalışın, spor yapın, gezebildiğiniz kadar gezin ve sakın sakatlanmayın.
     Preranger kursuna gitmeden önce tüm eksiklerinizi tamamlayın, kurs ile ilgili eksiğiniz kalmasın, özellikle malzeme ile ilgili. Mümkün olduğunca sizden önce kurs gören varsa onlarla konuşun, değişikler olup olmadığını sorun. Aslında bu kurs yıllardır mevcut ve içeriği çok değişmiyor. Zaten handbook ilk sayfalarında ranger tarihini, ilk ranger ların nasıl başladığını okursunuz.


     Herşey sabahın 4 ünde yapılan spor testiyle başladı :)

     Preranger kursuna başladığınızı düşünelim. Testlere girdiniz, şınav, mekik, barfiks testi bitti, koşuyu tamamladınız, teçhizatlı yüzme, suda teçhizattan kurtulma testlerini geçtiniz ve haritacılığa başladınız. Noktaları zamanında buldunuz, takım ve mangalar oluşturuldu, tıpkı ranger kursundaki gibi manga ve takımlara görevler verildi, görevler icra edildi ve bitti diyelim. Amerikalılar bu kursu başarıyla bitiremeden ranger kursuna başlayamıyor. Bizim için avantajı, daha önce tam prova yapmadıysak tüm testlere ciddiyetle girmek, araziye çıkmak, konuşmalara askeri terimlere alışmak, fizik olarak forma girmek. Böylelikle kurs bize sürpriz olmayacak. Kurs bittikten sonra kısa bir süreniz var, o süre içinde kendinize gelmeniz, kirlilerinizi yıkamanız, iyi beslenmeniz, formunuzu korumanız ve eksikleriniz varsa gidermeniz bekleniyor. Ama kesinlikle zevkli bir süreç, çünkü asıl kursta nelerin sorun olacağını anlıyorsunuz böylelikle.

Ranger Kursu:


    Bu fotoğrafı sanırım ilk safhanın sonunda çekilmiştik, ben en sağda ilk sıradayım :)

     Evet, ranger kursuna başlıyoruz. İngilizcemiz yeterli değil ama söyleneni anlıyoruz, kendimizi ifade ediyoruz bu bize yeter, fizik olarak en üst seviyedeyiz, güçlüyüz, sakatlığımız yok, sırt, bel ve bacak kaslarımızı güçlendirmişiz, üşümekle, yorgunlukla, açlıkla hemen hasta olmayacak kadar güçlü bir bağışıklık sistemimiz var diyelim :) Bunlar yoksa zaten hiç başlamayalım, çünkü ilk sabah spor testinde elenip dönenleri, kursta başarılı olamayıp yalan söyleyenleri de duyduk. Bu Türkiye ve Türk Askeri için gerçekten kötü bir durum, lütfen ne kendinizi ne de ülkemizi böyle bir duruma sokmayın, utandırmayın. 
     Sabah gün doğmadan, tahminen saat 4 gibi görevliler tarafından alana bırakılıyorsunuz. Bu saatten sonra disiplinli, dakik olmak, laf dinlemek çok önemli. İtiraz yok, onlar ne derse haklı ve yapılacak. İsimler okunuyor, sıralara giriliyor, herkes elinde duffle bagleri eşofmanlı olarak bekliyor. Her denileni yapın ve test için sıranızın gelmesini bekleyin. Çektiğiniz şınavı, barfiksi abartmanız agerek yok. Standart yapın, düzgün olsun, uyarıya fırsat vermeyin. Şınavda kalçanız yukarıda olmasın, belinizi bükmeyin, aşağıda dinlenmeyin, kafa ileride olsun, yere belli bir mesafede eğilip kalkın. Mekikte sırtınızı yere vurup kalkmayın, yerde dinlenmeyin, tam olarak ileriye uzanın. Barfikste serçe tutuşunda bel vurmayın, tam olarak aşağıya inin ve yukarıda çeneniz demiri geçsin. Uyarı yapılırsa ona uyun ve denileni yapın. Yanlış yaparsanız veya standardı geçemezseniz yan tarafa ayrılıyorsunuz ve 20 dk sonra tekrar teste giriyorsunuz. İnanın hoş bir durum değil, gücünücü bile toplayamayabilirsiniz. 20 dk sonra geçerseniz ne ala, geçemezseniz dönüş biletinizi alabilirsiniz veya bir sonra açılacak olan kursu beklemeniz lazım, Türkiye de bunu isterse tabiki. aradan 10 yıl geçtiği için tam sırasını hatırlamıyorum ama çok zor olmayan bir sırayla spor testlerine giriyorsunuz. Ben hazır olarak gittiğim için spor testlerinde zorlanmamıştım, hatta en kolayı koşu ve barfiks olmuştu. Beni zorlayan çantaların ağırlığı, uykusuzluk ve yemek yeme daha doğrusu yememe disiplini idi :) türkiye'de bazı eğitimler sadece yapmış olmak için yapılıyor, bundan dolayı kurslar personelimizi savaşa veya çatışmaya hazırlamıyor. Herşeyi yaşayarak öğreniyoruz, bence sistemimizi acilen revize etmemiz gerekiyor. Testlere dönmek gerekirse, ilk gün testlerinden sonra, koşuyu da bitirdikten sonra barakalara gidiyorsunuz. Yalnız gece erken yatayım, dinleneyim diye birşey yok. İşler, temizlik ve hazırlıklar nedeniyle erken yatamıyorsunuz, hatta her safha sonundaki tatbikat ve eğitimler geldiğinde hergün 3-4 saat zor uyuyorsunuz. Neyse, ikinci gün su testine giriyorsunuz. Teçhizatlı, özellikle botlu yüzmeyi mutlaka deneyin gelmeden önce, yoksa çuvallayabilirsiniz. Ben denememe rağmen hücum yeleğinden sıyrılırken hata yaptım ve ikinci denemeye kaldım. İkincisinde de çıkaramasam, hadi bakalım ayıkla pirincin taşını. Panik yapmayın, suyun altına kayın, biraz nefes verin, yelek sıyrılacaktır.
     Haritacılık ise başlı başına bir konu. Çünkü yardımlaşma yasak, filtreli fener dışında fener kullanmak ve ana yolları, tren yollarını takip etmek yasak. Bizim kurs dönemimizde bir öğrenci ya hedefi fenerle aradığı için ya da anayolu takip ettiği için kurstan atılmıştı yani refuse edilmişti. Hem de yabancı bir öğrenci. Hatta ben bir amerikalıya nerdeyiz diye sormuştum, kafasını eğip uzaklaşmıştı :) yani, ciddi bir mesele, şansa bırakmayın. Fenerinizi ayarlayın, hedefi aramak için kullanmayın, adımlarınızı (koşarken, inerken ve çıkarken olmak üzere) hesaplayın, pusulanızı kontrl edin, sapmaları uygulayın (varsa tabiki) Yol, tren yolu, asfaltı kullanmayın. Benim tavsiyem, kaç derece ise, kaç adımsa hesaplayın, jungle mış, bataklıkmış, suymuş demeden direk istikametinize gidin. Etrafından dolaşayım derken kaçırabilirsiniz, bu nokta traversi sonuçta. 2008 yılında özel kuvvet kursunda bir kişi traverste kaybolmuş ve hayatını kaybetmişti, ben de o esnada Halo kursundaydım ve takip etmiştim. Bataklıklara ve su geçişlerine dikkat edin. Talimatları iyi dinleyin, anlamadıysanız tekrar sorun, bu işin ayıbı yok. Neyse, noktaları buldunuz, kodları yazdınız veya damga bastınız ve zamanında balangıca geldiniz, bu testin güzelliği acaba yanlış noktaya mı geldim durumu olmaması, gittiğinizde doğru olup olmadığını anlayabiliyorsunuz. Ama bu prerangerda yok ve sürprizle karşılaşabiliyorsunuz, tüm noktaların yanlış olması gibi :)





     Rapweek sadece bunlardan oluşmuyor tabiki, yakın dövüş testleri, camp darby parkuru ve yürüyüş de var. Bunlar gözünüzü korkutmasın, hepsi tek tek oluyor. Ama şunu unutmayın, bunu da yapamadım, geçeyim, bu da kalsın demek yok. Bazı testlerin kesinlikle geçilmesi lazım, roadmarch gibi, haritacılık gibi. Bazı testlerde de bitiremediğinizde major minus veya minor minus dediğimiz eksilerden alıyoruz. Örneğin silahı zamanında sökemedin, pusuda uyudun, campdarbyde belli bir süreyi aştın, minor minus alıyorsun ve bunlar birikiyor. küçükler büyük oluyor, büyükler kurstan attırıyor :) Onun için eksi almamaya, en arkada kalmamaya, arkadaşlarınızla iyi geçinmeye çalışın.
    Aynı hafta içinde yakın dövüş çalışmaları yapılıyor ve gerçekçi olmak zorunda. Yapılan çalışmalar komando kurslarında yapılanlara benziyor, bıçak ve tabanca hareketleri de öyle. Yalnız biraz daha sert çalışamlar da var, örneğin iki kişi ellerine yumuşak mızrak benzeri şeyler alıp dövüşüyor, kafalarında kask ve ağızlarında dişlik olmak üzere. İkincisi biraz daha sert. İki kişi kumdan ring benzeri bir alana giriyor, sadece ağızda dişlik var ve kask yok. Çevresini de diğer kursiyerler dolduruyorlar ve tam bir eğlence :) karşılıklı atışmalar, güreş ve judo birleşimi bir dövüş ve yabancıların shittalk dediği bir konuşma. Bu çok eğlenceli, biri çıkıyor ve sol köşede işte şu arkadaşımız, sağ köşede şu özelliğiyle ünlü bu arkadaşımız diye anlatıyor ve kafa dağıtmak için güzel bir çalışma oluyor. İşte böyle bir çalışma daha doğrusu boğuşma esnasında bir kaburgam çatlamıştı. Kursun yarısında bu acıyı yaşadım. 20 günde kaynar dediler, sabrettim. Doktora sorduğumda ise tedavi ederiz ama istirahat alırsan dönem kaybedersin dedi. Mecburen acıya katlandım. Kurs boyunca sakatlanmamaya, hastalanmamaya dikkat edin. Çünkü her sabah saat 4 te eğitmen değişimi yapılıyor. Bu değişim esnasında el ve ayak kontrolü yapılıyor. Eğer el, kol veya ayaklarınızda herhangi bir yara, çatlak veya kırık varsa hemen tedaviye alınıyorsunuz. Kursa devam edemeyecek durumdaysanız tedavi ediliyorsunuz ve refuse oluyorsunuz. West point mezunu bir teğmen vardı, bir kontrolde kolunu incitmiş olduğu görüldü, morarmış olan kolu incelendi ve çocuk dönem kaybetti. Ya hasta olmayacaksınız, sakatlanmayacaksınız, ya da dişinizi sıkacaksınız.



   Aynı safhada suyla ilgili başka bir eğitim var. Zipline dediğimiz telde kayma eğitimi sadece suyun üzerinde ve yüksek bir kule üzerinden yapılıyor. Sonunda kendinizi suya bırakıyorsunuz. İşin kötü yanı, bu işi yapmadan önce başka bir yerde su eğitiminde elbiseleriniz ıslanmış oluyor ve ıslak ıslak giymek zorunda kalıyorsunuz. Burada bilmeniz gereken şey yüksekten ve sudan korkmamak. Hatta ben suya atlarken herşey Türkiye için diye bağırmıştım,sudan çıkınca binbaşı yanına çağırdı ve ne söylediğimi sordu. Ona söyledim ve haliyle esas duruşumu gösterdim. Disipline hayran olmuşlardı, çünkü onların üstlerinin önünde esas duruşta durma zorunluluğu yok. Tören rahat gibi bir şekilde saygılarını gösteriyorlar.



   Üstteki 1 ve alttaki 2 resim de camp darby eğitimine ait. Bu parkura da 2 li body ler halinde giriyorsunuz. Yardımlaşarak parkuru bitiriyorsunuz. Özellikle yukarıdaki engel beni çok zorlamıştı, bir de bizim GEP dediğimiz güç mania parkurunda kat kat mania veya 3 lü engel dediğimize benzer bir engel vardı. Sadece onu aşamadım, geçemediğim anda da hocalar hemen notunu aldı.



   Parkuru bitirmek zorundasınız, çok geç kalırsanız minor minus alıyorsunuz. En can sıkıcı engellerden birisi de sürünme engeli. Ama bu engel bizdeki gibi değil, çamurlu su içinde alçak sürünme :) Yani dirseklerle kafa yukarıda değil, yüz yere yapışık, yerle bütünleşik bir şekilde sürünüyorsunuz ve her engelin başında bir görevli var.


   Kurs esnasında silah ve teçhizat konularında da eğitim veriliyor ve safha sonunda sınavı yapılıyor. Minimi, M-16, bir amerikan yapımı makineli tüfek ve telsiz var. Bunları zamanında söküp takmayı, bakımını yapmayı ve çalıştırmayı bilmeniz gerekiyor. Özellikle M-16 her safhada, her arazi şartında kullanıldığı için çok kirleniyor ve her eğitimin sonunda temizlenmesi gerekiyor. Gerektiğinde sabunlanan, çeşit çeşit yağlanan ve temizlenen tüfekler hocalar tarafından kontrol ediliyor, ilk yanlışta ikaz edilseniz de ikincisinde minor minus alma ihtimaliniz yüksek, bakım önemli. 
   Hatta bakımla ilgili bir konu anlatayım, üs bölgesini işgal ettiğinizde yapmanız gereken işlerin bir sırası var. Yemek ve uyku tabiki en sonda geliyor. Yerleştiğiniz gibi mevzinizi hazırlayıp, kartınızı hazırlayıp, silah bakımını yapmazsanız fırçayı yersiniz.
   Burada biraz o görevde liderlik yapan personele iş düşüyor. Onlar devamlı personeli kontrol ediyor ve uyarıyor. Çünkü yanlış yaptıklarında, birisi uyuduğunda veya başarısız olursa kendi de zarar görüyor. Hiç unutmuyorum, ilk tatbikatta görevliler molada değişmişti, onların da ilk yapacağı personele değişikliği söylemek, durum hakkında bilgi vermek ve haritada yerimizi göstermek. Görevli çocuk, amerikalı bir astsubaydı, bana haritada yerimizi gösterirken uyuyakaldı :) Gerçekten acınacak bir haldeydik. Ben de su ikmali yaparken uyuyakalmışım, muhtemelen 5-6 saniye sürdü, gözümü açtığımda hoca bana bakıyordu. ama tabiki o kadar uykuyla, yani ilk gün uyku yok, ikinci gün yarım saat, üçüncü gün yarım saat gibi olunca bünye dayanamıyor ve halisünasyon görmeler, yürürken uyumlar ve düşmeler oluyor. Tabiki savaş şartları bunu gerektiriyor. 



          

Yorum Gönder

emo-but-icon

Translate

Paylaş

Facebook

instagram

Hava durumu

Popular Posts

item